T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi

T.C. Sağlık Bakanlığı
Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Malatya Turgut Özal Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

Dünya Astım Günü

Güncelleme Tarihi: 04/05/2021

- 4 Mayıs Dünya Astım Haftası olarak kutlanmaktadır.

- Astım nedir?

-Havayollarının kronik enflamatuvar bir hastalığıdır. Akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan, nefes almayı zorlaştıran ve alevlenmeler (ataklar) ile seyreden müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Bazı insanlar astımı “bronşiyal astım” olarak adlandırır.

- Astım, tüm dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde yaklaşık her 100 erişkinden 5-7’sinde, her 100 çocuktan 13-15’inde görülmektedir.

-Astım başta çocukluk dönemi olmak üzere tüm yaş gruplarında görülebilir.

-Doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, kontrol altına alınamadığında ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayabilen kronik bir hastalıktır. Bundan dolayı hastalar egzersiz  yapmaktan, aktivite gerektiren işlerde çalışmak  istememektedir. Astım iş gücü kaybına neden olmakta, öğrenciler okula gidemediğinden okul başarıları düşürmektedir. Hastalar şikayetlerinin ortaya çıkmasından çekindiklerinden sosyal hayatları etkilenmekte ve psikiyatrik problemler yaşamaktadırlar. Bazen astımlı hastalar sık sık acile başvurmakta , hastanede yatabilmektedir ve nadirde olsa  astım ölümlere yol açabilmektedir. Bunlardan dolayı astım ciddiye alınması gereken ve iyi takip ve tedavi edilmesi gereken önemli bir hastalıktır

Astım kaça ayrılır?

-Alerjik ve alerjik olmayan astım olarak ikiye ayrılır.

-Alerjik astım, astım’ın neredeyse yarısını oluşturur ve en sık görülen şeklidir.

- Alerjik ve alerjik olmayan astım belirtilerinin çoğu aynıdır.

-Astımı olan herkesin allerjik, allerjisi olan herkesin de astımlı olması gerekmez. Çocuklarda astımın %80’i allerjik iken, erişkinlerde bu oran %50 civarındadır

-Alerjik astım alerjenlerin solunması ile tetiklenir. Astımın yaklaşık yarısı alerjik kökenlidir ve alerjik astım olarak adlandırılır.

-Alerjenler; Ev tozu akarları, evcil hayvan kepeği (saç, cilt veya tüylerden),ağaçlardan, otlardan ve yabani otlardan rüzgârla uçan polenler veya küf mantarı sporları ve parçaları, hamamböceği dışkıları ,bazı  besinler (süt, yumurta, fıstık, balık, buğday, soya gibi…)gibi tipik olarak zararsız maddelerdir. Bu maddelerden birine alerjiniz varsa, bu alerjen bağışıklık sisteminden başlayan bir yanıtı tetikler. Karmaşık bir reaksiyonla, bu alerjenler daha sonra akciğerlerin hava yollarındaki geçişlerin iltihaplanmasına ve şişmelerine neden olur. Bunun sonucu olarak öksürük, hırıltı ve diğer astım semptomları ile sonuçlanır.

Çocuklarda Astım;

Çoğunda beş yaşına gelmeden astım semptomları mevcuttur. Bronş tüpleri havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlar. Bebeklerde, küçük çocuklarda ve okul öncesi çocuklarında bronş tüpleri küçük ve dardır. Nezle,  soğuk algınlığı ve diğer hastalıklar bu solunum yollarını tıkayarak daha da küçültebilir. Çok küçük çocuklarda, belirtilerin astımdan kaynaklandığının anlaşılması ebeveynler ve hatta doktorlar için zor olabilir.

Çocukluk çağı astımının belirtileri, günler veya haftalarca süren bir öksürükten ani ve korkutucu solunum acil vakalarına kadar değişebilir. Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bazı yaygın belirtiler şunlardır:

•          Özellikle geceleri ortaya çıkan sık öksürük

•          Nefes alırken bir hışırtı veya ıslık sesi

•          Nefes almada zorluk, kaburga veya boynun etrafındaki cildin sıkıca çekilmesine neden olan hızlı solunum.

•          Göğse yerleşen sık soğuk algınlığı

 

 

Astım Belirtileri nelerdir?

Nefes darlığı,  öksürük(genellikle kuru), az miktarda yapışkan kıvamda balgam, hırıltılı-hışıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi, göğüs ağrısı vb belirtiler klasik astım belirtileridir. Hastaların yaklaşık %10’unda tek belirti kuru (balgamsız) öksürüktür. Şiddetli astım konuşmayı veya aktif olmayı zorlaştırabilir. Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı bir arada bulunabilir. Bu belirtiler sadece astıma özgü değildir, başka hastalıklarda da olabilir. Fakat Astım’da semptomlar tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelirler. Genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkarlar, Kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelirler. Astım mevsimsel değişiklik gösterebilirler. Astımın en temel özelliklerinden biri aralıklı olarak, ataklarla şikayetlere/belirtilere yol açmasıdır. Bu dönemlerin dışında hastalar genellikle normaldir.

Astımda risk faktörleri nelerdir?

Astım hastalığının ortaya çıkmasında rol oynayan etkenlere risk faktörleri denir. Toplumda, astımın niçin bazı kişilerde ortaya çıktığı, basılarında ise görülmediği bu risk faktörleri ile açıklanabilmektedir. Bu faktörler, kişisel ve çevresel olabilirler:

-Kişisel risk faktörleri: Kalıtım (genetik yapı), cinsiyet ve şişmanlık gibi bireyin kendisine ve ailesine ait faktörlerdir. Anne ya da babadan birisinde astım varsa çocukta astım olma olasılığı 1/3 iken, her iki ebeveynin astımlı olması durumunda çocuğun astımlı olma olasılığı 2/3’lere çıkar. Şişman kişilerde var olan bazı hormon benzeri maddelerin hava yolu fonksiyonunu etkileyebileceği ve astım gelişme olasılığını arttırabileceği gösterilmiştir. Erkek cinsiyet, çocuklarda astım için bir risk faktörüdür. Astım puberteden önce erkek çocuklarda kızlara göre 2 kat daha fazla görülmektedir. Ancak çocuklar büyüdükçe cinsiyetler arasındaki fark azalır, hatta erişkin yaş grubunda kadınlarda astım daha sıktır.

-Çevresel risk faktörleri: Alerjenler, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları örneğin solunum yolu enfeksiyonlarının astım ataklarını tetiklediği bilinmektedir. Astımlı bireylerde basit bir grip nefes darlığına yol açabilmektedir. Sigara dumanı gerek çocukluk çağında gerekse erişkin dönemde sigara dumanına maruziyetin astım belirtilerinin ortaya çıkmasını tetiklediği bilinmektedir. Astımlıların %20 kadarının sigara içtiği gözlenmiştir. Bu hastalarda sigara içimi tedavinin etkisini azaltır; kalıcı değişikliklere neden olur. . Gebelikte sigara içen annelerin çocuklarında ilk bir yıl içinde hışıltılı solunum ile seyreden hastalık gelişme riski 4 kat fazladır. İlaçlar astımlı hastaların yaklaşık %10’unda bazı ilaçlar önemli rol oynamaktadır. Bu ilaçlar sadece öksürüğe neden olabileceği gibi astım krizine de yol açabilmektedirler. Yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kalp ritm bozuklukları, migren, göz tansiyonu (glokom) için kullanılan bazı ilaçlar en bilinenleridir. Bazı duyarlı bireylerde de ameliyatlarda kullanılan anestezik maddeler, aspirin ve benzeri ağrı kesici ve romatizma ilaçları, röntgen incelemeleri sırasında kullanılan bazı ilaçlar astım belirtilerinin ortaya çıkmasına veya ağırlaşmasına neden olmaktadır. Bazı iş kollarında özellikle çiftçilik ve ziraat işleri, boyacılık (sprey kullanılarak yapılan boyacılık dahil), temizleme işleri ve plastik üretimi gibi iş kollarında astım sık görülür. Mesleksel astım, maruziyet başladıktan aylar ya da yıllar sonra ortaya çıkar. Özellikle alerjik bireylerde ve sigara içenlerde ortaya çıkma riski daha fazladır. Ev içi ve ev dışı hava kirliliği astım ataklarını artırmaktadır. Sadece dış ortam hava kirliliği değil, ev içi hava kirliliğine yol açan maddeler (sigara dumanı, ısıtma veya soğutma için kullanılan yakıtların dumanı, küf, hamamböceği) için de aynı durum söz konusudur. Beslenme özellikle anne sütü alan çocukların inek sütü ve soya proteini alan çocuklara göre daha az hışıltılı solunum yolu hastalığına yakalandığı ortaya konmuştur. Allerjik bireylerde allerjen özellikteki bazı besin maddeleri (balık, kabuklu deniz ürünleri, kuruyemiş, yumurta, süt, muz vb), diğer allerjik belirtiler yanı sıra astım ataklarını da tetikleyebilmektedirler.Erişkinlerde besin maddelerinin astımı tetiklemesi daha nadirdir. Allerjik nezle, sinüzit, nazal polip gibi kronik üst solunum yolu hastalıkları uygun tedavi edilmediğinde astım belirtilerini tetikleyebilir.

Astım Tanısı nasıl konur?

Astım tanısı büyük oranda anamnezle konabilir.

Hastalara şunları sormamız gerekir;

-Hiç hırıltılı solunumunuz veya tekrarlayan hırıltılı solunum ataklarınız  oldu mu?

- Geceleri inatçı öksürüğünüz var mı?

- Egzersiz sonrası hırıltılı solunumu veya öksürüğünüz oluyor mu?

- Solunum yoluyla alınan alerjen veya irritan maddelerle karşılaşma sonrası öksürük, hırıltılı solunum veya göğüste sıkışma hissi ortaya çıkıyor mu?

-Soğuk algınlığınız ‘göğsüne iniyor’ mu veya iyileşmesi 10 günden fazla sürüyor mu?

- Semptomları uygun astım tedavisi ile düzeliyor mu?

Uygun tedavinin yapılabilmesi için öncelikle doğru tanı konması gerekir. Her hastalıkta olduğu gibi kişiyi hekime götüren belirtiler ve kişiye ait tıbbi öykü, tanı aşamasının ilk basamağını oluşturmaktadır.

Hikayede neler önemlidir?

-Belirtilerin (öksürük, nefes darlığı, göğüste baskı hissi, hışıltılı solunum) tekrarlayıcı olması

-Ataklar dışında bireyin kendini iyi hissetmesi,

-Belirtilerin özellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkması,

-Kişiye özgü allerjen ya da irritanlar ile belirtilerin ortaya çıkması,

-Egzersiz sonrası öksürük ya da hışıltılı solunum olması

-Soğuk algınlığının “göğsüne iniyor” olması, belirtileri artırıyor olması,

-Belirtilerin kendiliğinden ya da uygun astım tedavisi ile düzelmesi,

-Ailesinde astım veya allerjik hastalık öyküsünün bulunması.

Fizik muayene: Hasta semptomatik değilse solunum sistemi muayenesi normal bulunabilir fakat fizik incelemenin normal olması astım tanısını dışlamaz. En sık rastlanan muayene bulgusu hava yolu obstrüksiyonunu gösteren hışıltı ve ronküslerdir.

-Astımda semptomları tetikleyen ve/veya şiddetini arttıran nedenler :

Viral solunum sistemi infeksiyonları

Ev içi (mantar, ev tozu akarları, hamam böceği, evcil hayvanlar ve bunların sekresyonları) veya ev dışı çevresel alerjenler (ör. polen)

Mesleksel kimyasallar veya allerjenler ,

Çevresel değişiklik (taşınma, iş değişikliği, seyahate gitme, kullanılan malzemelerde değişiklik) ,

İrritanlar(sigara dumanı, güçlü kokular, mesleksel kimyasallar, partiküller ve tozlar, buhar, gaz veya aerosoller

Emosyonel faktörler (korku, kızgınlık, aşırı gülme veya ağlama)

İlaçlar (aspirin,tablet ve göz damlası şeklinde beta-blokerler, nonsteroid antiinflamatuvarlar)

Gıdalar, katkı maddeleri ve koruyucular (ör:sülfitler)

Hava koşullarında değişiklikler, soğuk havaya maruziyet

Endokrin faktörler (mensturasyon, hamilelik, tiroid hastalıkları) olarak özetlenebilir.

Astım hastalığının zemininde alerji olup olmadığını araştırmak için alerji deri testi yapılabilir.  Ancak tüm astımlı hastaların %60-70’i alerjik kökenli olup alerji deri testlerinin pozitif olması astım tanısı koydurmamakla beraber, semptomatik bir hastada tanıyı destekleyebilmektedir.

Bazı hastalarda muayene bulguları tamamen normal olabilir. Çünkü astım, hastalık özelliği nedeni ile ataklar halinde seyreder ve bireyin aktif yakınmalarının olmadığı dönemlerde bulgu vermeyebilir.

Astım tanısının kesin konmasını sağlayacak herhangi bir kan tahlili yoktur.

Ataklar sırasında ya da astımı ilerlemiş olguları dışında akciğer grafisi astımda genellikle normaldir. Ancak, ataklar döneminde ya da astımı ilerlemiş olgularda hava hapsine ait bulgular olabilir. Yine de benzer belirti verebilecek başka hastalıklardan ayırımı için başlangıçta akciğer röntgeninin çekilmesi şarttır.

Günümüzde astım tanısı için kullanılan en önemli tetkik solunum fonksiyon testleridir. Astımın tanısı genellikle bu hastalığın karakteristiği olan semptomların varlığı ile konur. Bunun yanında solunum fonksiyonlarının ölçümü ve özellikle solunum fonksiyon bozukluğunun reverzibl olduğunun gösterilmesi astım tanısının büyük oranda doğrular.Solunum fonksiyonlarının ölçümü hava yolu kısıtlamasının ağırlığını, reverzibilitesini ve değişkenliğini göstererek astım tanısının desteklenmesini sağlamaktadır. Solunum Fonksiyon testlerinde havayolu akım kısıtlaması açısından en çok dikkat edilen parametreler FEV1 ve FEV1/FVC dir. FEV 1( zorlu expirasyon manevrası esnasında ilk 1 saniyede hastanın üflediği hava miktarını), FVC (ekspiryumda verdiği total hava miktarını gösterir(zorlu vital kapasite) ).FEV1 değeri düşük olan kişilerde FEV1/FVC oranı %75'in altındaysa kesin havayolu obstrüksiyonu varlığından söz edilebilir. Hava yolu obstrüksiyonu saptanan hastalarda kısa etkili beta-2 agonist inhalasyonundan (4 puf salbutamol (400 mcg) veya 4 puf terbutalin (1000 mcg) 15-20 dakika sonra FEV1’de bazal değere göre >%12 veya >200 mL, PEF değerinde %20 artış olması hava akımı kısıtlılığının reverzibl olduğunu gösterir. Bazı hastalarda reverzibl hava akımı kısıtlanması 2-3 hafta oral kortikosteroid (20-40 mg/gün prednizolon) veya 6-8 hafta uygun doz inhaler steroid tedavisi ile ortaya konulabilir. Tedavi sonrası FEV1 değerlerinde başlangıca göre %15 artış görülmesi geç reverzibilite varlığı olarak değerlendirilir. Reversibilitenin pozitif olması astım lehine bir bulgu olmakla beraber kesin astımı göstermez.

Astım tanısında bir başka fonksiyonel tanı yöntemi peakflowmetre (zirve akım hızı-PEF) takibidir. PEF takibi için PEFmetre denilen cihazlar mevcuttur. Bunlardan mekanik olanları basit ama ucuz olmaları nedeni ile takip açısından yaygın olarak kullanılabilirler. Elektronik PEFmetreler biraz daha pahalı olmakla beraber hafızalarına kayıt yapabilmeleri önemli bir avantaj sağlamaktadır. PEFmetre ölçümleri 15 gün boyunca en az sabah akşam ölçümleri olarak yapılmalıdır. Sabah akşam ölçümleri veya günler arasında PEF ölçümlerinde dalgalanmalar %20’nin üzerinde olursa bu durum kuvvetle muhtemel astımı düşündüren bir bulgu olarak değerlendirilebilir.

Astım tanısında altın standart olarak kabul edebileceğimiz fonksiyonel test ise bronş provokasyon testidir. Astımlılarda bronş aşırı duyarlılığı mevcuttur. Bronş aşırı duyarlılığını ölçen en önemli test olan bronş provakasyon testi Eğitim Hastaneleri ve Üniversite Hastanelerinin Göğüs Hastalıkları Kliniklerinde yapılabilmektedir. İki türü vardır. Pratikde uygulanan nonspesifik Provokasyon testi histamin veya metakolin gibi kimyasal maddelerle yapılabilmektedir. Bu maddeler normal insanlarda bile yüksek dozlarda bronkokonstriksiyona yol açabilmektedir. Astımlılarda ise çok küçük dozlarda bile bronkokonstriksiyon ortaya çıkabilmektedir. Öngörülen dozlarda bronkokonstriktör maddeyi inhalasyon sonucu solunum fonksiyon testlerinde FEV1 parametresinde %20 veya daha fazla düşme oluşması astım tanısını koydurur.

Astım Şiddetinin Sınıflandırılması;

 

İntermittan: Haftada birden az semptomlar, Kısa ataklar, Gece semptomları ayda ikiden az, FEV1 veya PEF ≥ beklenenin %80’i , PEF veya FEV1 değişkenliği

Hafif persistan: Semptomlar haftada birden fazla, günde birden az ataklar ,gece semptomları ayda ikiden fazla ,FEV1 veya PEF ≥ beklenenin %80’i , PEF veya FEV1 değişkenliği

Orta persistan: Semptomlar günlük  aktivite ve uykuyu etkileyebilir ,gece semptomları haftada birden fazla. Günlük kısa etkili inhale beta agonist kullanımı FEV1 veya PEF beklenenin %60-%80’i ,PEF veya FEV1 değişkenliği >%30

Ağır persistan: Günlük alevlenme  semptomlar sık a , gece semptomları sık  ,fiziksel aktivitelerde kısıtlanma. *FEV1 veya PEF ≤ beklenenin %60’ı ,*PEF veya FEV1 değişkenliği >%30 olarak yapılabilir.

Astım Krizi

Korkunç bir deneyim olabilmektedir. Göğüste sıkışma, ciğerlerde daralma hissi zorlayıcı bir sürece neden olmaktadır.

Bir hastanın dediği gibi “havada boğuluyor gibi” hissedersiniz.

Havanın akciğerlere girip çıkmasına izin veren pasajlar olan bronşiyal tüplerin iltihaplanması ve tıkanmasıdır. Kriz sırasında, bronşiyal tüpleri çevreleyen kaslar daralır, hava yollarını daraltır ve nefes almayı çok zorlaştırır. Diğer yaygın semptomlar hırıltı ve göğüste bir daralma sesidir.

Krizin süresi, neyin neden olduğuna ve solunum yollarının ne kadar süreyle iltihaplandığına bağlı olarak değişebilir. Hafif ataklar sadece birkaç dakika sürebilir; daha şiddetli olanlar saatlerce günlerce sürebilir.

 

 

Astım Tedavisi;

Astım tedavisinin amacı, hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihaba bağlı daralmanın giderilmesi ve hastanın rahat nefes almasının sağlanmasıdır.

Astım tedavisinin temeli eğitimdir. Eğitimde hastalık hakkında bilgilerin hastaya verilmesinin yanı sıra, astım ile ilgili ilaçların(Astım tedavisinde kullanılan ilaçların temelini inhalasyon yoluyla uygulanan ilaçlar oluşturmaktadır) nasıl ve ne şekilde kullanılması gerektiği detaylı ve uygulamalı bir şekilde hastaya anlatılmalıdır. Her kontrolde hastanın tedaviye uyumu araştırılmalıdır.

Astım tedavisinde iki grup ilaç kullanılmaktadır:

1) Rahatlatıcı ilaçlar: Bunlar hastanın semptomlarında çabuk düzelme sağlayan ilaçlar: Çabuk etki gösteren, havayolunu birkaç dakikada genişletir ve  havayollarının etrafındaki kasları gevşetir. Bunlara bronkodilatör ilaçlar denir. Bunların en sık kullanıllanı kısa etkili bir betamimetik ajan olan salbutamoldür. Salbutamol etkisi birkaç dakikadan başlayıp 4-6 saat devam edebilen bir preparattır. Salbutamol kullanımı ihtiyaç halinde (göğüste sıkışma, nefes darlığı,öksürük krizi vs.) astımın her safhasında önerilmektedir. Ancak astımlı bir hastada çok sık salbutamol kullanım gereksinimi varsa bu durum hastalığın kontrol altında olmadığı anlamına gelir ki bu da diğer grup olan kontrol edici ilaçların dozunun arttırılmasının veya tedaviye yeni bir kontrol edici ilaç eklenmesinin gerekli olduğunu bize gösterebilir.

Diğer bir rahatlatıcı ilaç bir antikolinerjik olan ipratropium bromürdür. Etkisi salbutamole göre daha geç başlar. Bu preparat KOAH’da çok etkili bir bronkodilatördür fakat astımda ancak salbutamol kullanımı ile rahatlamayan olgularda ve daha ağır astımlılarda yardımcı bir ilaç olarak kullanılır. Teofilin nadiren astımda bronkodilatör etkisinden yararlanmak amacıyla kullanılmaktadır.

2) Kontrol edici ilaçlar ; Kontrol edici ilaçlar, havayollarında astım belirtilerini oluşturan hücrelerin toplanmasına engel olurlar. Kontrol edici ilaçların temelini inhalasyon yoluyla uygulanan steroidler oluşturmaktadır. Bunlar astımın kontrolünde oral steroidlerden sonra en etkili ilaçlardır. Yan etkilerinden dolayı oral steroid kullanımı uzun süre devam ettirilemiyeceği için uzun süre astım kontrolünde çok özel olgular hariç kullanılmamaktadır. İnhaler steroidler günümüzde persistan astımın tedavisinde kullanılan en etkili antiinflamatuvar ilaçlardır. Çalışmalarda bu ilaçların astım semptomlarının, hava yolu aşırı duyarlılığının, hava yolu inflamasyonunun atak sıklığının ve şiddetinin azaltılması astıma bağlı mortalitenin azaltılması yaşam kalitesinin akciğer fonksiyonlarının artırılması, sonuç olarak astımın kontrol altına alınmasındaki etkinliği gösterilmiştir. Ancak bu ilaçlar astımda sürekli kullanım gerektirir, tedavi kesilecek olursa klinik kontrolde bozulma meydana gelir.

İnhaler steroidlerin lokal yan etkileri orofaringeal kandidiyazis, ses kısıklığı (disfoni) ve üst solunum yolu irritasyonuna bağlı oluşan öksürüktür. İnhalasyon sonrasında ağzın yıkanması (su ile çalkalama, gargara ve tükürme) oral kandidiyazisi azaltabilir. Astım semptomları hafif olanlarda direkt olarak düşük dozda inhaler steroidle tedaviye başlanır.

Lökotrien Antagonistleri (Montelukast); küçük ve değişken bir bronkodilatör etkisi vardır. Öksürük dahil olmak üzere semptomları azalttığını akciğer fonksiyonunda düzelme sağladığını ve hava yolu inflamasyonu ile astım alevlenmelerini azalttığını göstermiştir. Özellikle alerjik rinitle birlikte astımı olan hastalarda her iki hastalığında kontrolünü sağlamak açısından montelukast kullanımı avantaj sağlamaktadır. Oral tek doz kullanılmaları çok önemli avantaj sağlamaktadır.

Uzun Etkili Beta Agonistler (Formoterol ve salmeterol gibi )uzun etkili inhaler beta2- agonistler hava yolu inflamasyonunu etkilemediği için tek başına kullanılmamalıdır. İnhaler steroidlerle birlikte kullanıldığında en yüksek etkiyi gösterir. Etki süreleri 12 saat olduğu için günde 2 kez kullanılmalıdırlar. İnhaler steroidlere uzun etkili inhaler beta2-agonistlerinin eklenmesi, gece ve gündüz semptomlarında, hızlı etkili inhaler beta2-agonisti kullanımında, alevlenme sayısında azalma ve akciğer fonksiyonlarında düzelme ile hızlı klinik kontrol sağlar.

Tedavideki hedeflerimiz;

          -Belirtileri kontrol altına almak ve bunu sürdürmek,

          -Egzersiz dâhil normal aktivite düzeyini sürdürmek

          -Akciğer fonksiyonlarını olabildiğince normale yakın düzeylerde tutmak,

          -Astım ataklarını önlemek,

           -Astım ilaçlarının istenmeyen etkilerini önlemek.

Astım tedavisi nasıl takip edilir ?

Hipertansiyon, şeker hastalığı gibi astımlı hastalar da düzenli olarak hekim tarafından izlenmelidirler. Hastalar ilk tedavi başlandıktan sonra 1-3 ay arasında ve daha sonra her 3-4 ayda bir değerlendirilmelidir. Ancak astım atağı geçiren hastalarda bu takip değerlendirmeleri yine hastanın durumuna göre ve daha sık olmalıdır.

Astım kontrolü nedir?

Astımın kontrol altında olması demek; hastanın hiç şikayetinin olmaması, solunum fonksiyonlarının normal olması ve günlük yaşamını normal sürdürmesi, yani sağlıklı bir birey gibi yaşaması demektir. Bu da ancak doğru tedavi ile sağlanabilir.

Klinik bulgulara göre hastalar “kontrol altında”, “kısmen kontrol altında” veya “kontrol altında değil” şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma tedavinin yeterli olup olmadığını gösterir.

  Dr. Öğr. Üyesi Nurcan Kırıcı Berber.jpeg

                                                                      
                                                                          Dr. Öğr. Üyesi Nurcan Kırıcı Berber

                                                        Malatya Turgut Özal Üniversitesi Göğüs Hastalıkları A.D